Altın fiyatları, yıllardır görülmemiş büyüklükteki günlük düşüşünü yaşadı ve değerli metallerdeki dikkat çekici rallinin ani şekilde durmasıyla birlikte piyasalar sarsıldı.
Vadeli altın kontratları salı günü yüzde 5’e kadar gerileyerek ons başına 4.141 dolar civarında işlem gördü. Bu, Ağustos 2020’den bu yana en büyük günlük düşüş anlamına geliyor. Bloomberg verilerine göre spot altın ise yüzde 6’dan fazla kayıpla son 12 yılın en sert düşüşünü yaşadı.
Gazete Oksijen’in haberine göre Gümüş vadeli kontratları da yüzde 7’ye varan düşüşle son dört yılın en büyük gerilemesini kaydetti.
Bu sert satış dalgası, Washington ile Pekin arasındaki ticaret geriliminin azalması, ABD dolarının güçlenmesi ve teknik göstergelerin “aşırı alım” sinyali vermesiyle tetiklendi.
Trade Nation kıdemli piyasa analisti David Morrison, “Altın geçen perşembeden bu yana defalarca 4.400 doların üzerine çıkmaya çalıştı, ancak her seferinde dirençle karşılaştı” dedi. Morrison’a göre asıl soru, bu düşüşün yıl başından beri süren olağanüstü rallinin ardından beklenen bir düzeltmenin başlangıcı olup olmadığı. Morrison “Aşağı yönde ilk büyük test 4.000 dolar seviyesinde olacak, ancak bu kadar küçük bir geri çekilme sonrası 4.200 dolar civarında alıcıların geri dönmesi de olası” değerlendirmesini yaptı.
Yatırımcılar geçen cuma günü altın yüzde 1,5’in üzerinde gerilediğinde “düşüşte alım” stratejisiyle yeniden piyasaya girmişti. Bu, altının ekim ayında hisse senetleriyle birlikte tüm zamanların en yüksek seviyelerine ulaştığı dönemde nadir görülen bir geri çekilme olmuştu.
Sevens Report Research kurucusu Tom Essaye, yaptığı açıklamada, “Bu sadece yolda küçük bir tümsek. Hâlâ yüksek enflasyon, düşük reel faiz oranları, jeopolitik riskler ve ABD yönetimindeki belirsizlik var. Bunların hepsi altın için oldukça olumlu bir karışım” dedi.
Altın, ağustos ortasından bu yana yüzde 28 değer kazandı. Bu yükseliş, merkez bankalarının artan altın alımları ve altına dayalı ETF’lere güçlü girişlerle desteklendi. Yatırımcılar, hem ticaret gerilimlerine hem de itibari para birimlerinden kaçış eğilimine karşı korunma amacıyla sarı metale yöneldi.
Marketgauge.com Baş Stratejisti Michele Schneider ise yaptığı değerlendirmede, “Altını asıl durdurabilecek tek şey, borçların ciddi biçimde azaltılması — ki bu henüz mümkün görünmüyor — ve küresel barış ortamının oluşması olurdu” şeklinde konuştu.
Wall Street analistleri ise önümüzdeki yıla girerken altın konusunda iyimser kalmaya devam ediyor. Bank of America, altın için “uzun pozisyon” tavsiyesini yineleyerek 2026 ortasına kadar ons başına 6.000 dolar zirvesi öngörüyor.
Goldman Sachs da yıl sonu tahminini 4.300 dolardan 4.900 dolara yükseltti. JPMorgan analistlerine göre ise sarı metal, 2029 yılına kadar ons başına 6.000 dolara ulaşabilir.
Bugün dış piyasalar açısından bakıldığında, ABD dolar endeksi güçlü seyrederken, ham petrol fiyatları hafif yükselerek varil başına 57,75 dolar civarında işlem görüyor. Gösterge 10 yıllık ABD Hazine tahvilinin getirisi ise şu anda yüzde 3,9 seviyesinde.
Her ne kadar haftanın ikinci günü altın fiyatlarında düşüş görülse de, sarı metal bu yıl rekor seviyelerde yükseliş kaydetti. Altın ons başına 4.000 doların üzerine çıkarak 2025’in en iyi performans gösteren büyük varlıklarından biri haline geldi.
Invesco analistlerine göre bu rallinin altında ABD dolarına duyulan güvenin sarsılması yatarken, yatırımcılar bu yüksek seviyelerde sarı metale karşı temkinli davranıyor.
Invesco stratejistleri David Chao, Thomas Wu, Arnab Das ve James Anania’nın değerlendirmesine göre, hedge fon devleri Ray Dalio ve Ken Griffin bu süreci farklı yönlerden yorumluyor. Dalio, parasal genişleme ve değer kaybı dönemlerinde altını “daha üstün bir güvenli liman” olarak nitelendirirken; Griffin, altındaki yükselişin doların küresel sistemdeki uzun vadeli rolüne dair artan endişelere işaret ettiğini söylüyor.
Analistler, altın fiyat hareketlerinin tarihsel olarak makroekonomik ve jeopolitik risklerin bir göstergesi olduğunu hatırlatıyor ve şunları söylüyor:
“Bu dinamik bugün de yaşıyor. Altındaki yükseliş yalnızca güçlü performansın yansıması değil; aynı zamanda ABD politikalarındaki çalkantılı arka plan karşısında yanan bir uyarı ışığı olabilir. Beyaz Saray’ın geleneksel olmayan reformları, büyüme ivmesinin yavaşlaması ve yönetimin Fed ile diğer kurumların bağımsızlığını açıkça sorgulamasıyla birlikte, yatırımcılar altının yükselişini sistemik risklerin arttığına dair bir barometre olarak okuyabilir”
Invesco stratejistlerine göre altının hızlı yükselişi, zayıf dolar veya düşen uzun vadeli tahvil getirileri olmadan gerçekleştiği için dikkat çekici. Dolar Endeksi (DXY) yıl ortasından bu yana yatay seyrediyor, 30 yıllık ABD Hazine tahvili getirileri de aynı şekilde.
Analistler, talebin en büyük itici gücünün merkez bankalarının resmi rezerv olarak altın biriktirmesi olduğunu belirtiyor: Rezerv verileri, doların euro ya da yuan’a değil, doğrudan altına kaydığını gösteriyor. Hatta altın, rezervlerde euro’yu geçmiş durumda.
Invesco raporunda ayrıca, altın rallisinin ETF (borsa yatırım fonu) akışlarından büyük bir destek görmeden gerçekleştiği vurgulandı. Altın 2023 ve 2024’te çift haneli kazançlar elde etmesine rağmen ETF yatırımları zayıf kaldı, hatta bu dönemde azaldı. Buna karşın 2025’teki güçlü performans, yatırımcıları yeniden piyasaya çekiyor; ETF girişleri sonunda pozitife döndü. Bu eğilim sürerse, altın fiyatları için güçlü bir rüzgar arkadan esebilir.
Analistler, “Altın rallisinin rekor seviyelere rağmen hâlâ devam potansiyeli olduğunu düşünüyoruz. Değerleme dinamiklerinden –dolar, reel faizler– koptu ve pahalı görünüyor, ancak ABD risklerine karşı altın dışında gerçek bir koruma alternatifi bulunmuyor. Bu nedenle merkez bankalarının alımlarını sürdüreceğini öngörüyoruz” değerlendirmesinde bulundu.
Yine de Invesco uzmanları yatırımcıları uyarmayı da ihmal etmiyor:
“Altın, yaygın inanışın aksine, enflasyona karşı her dönemde etkili bir koruma sağlamadı. Tarihsel verilere göre, enflasyon yüzde 6’nın altında kaldığında hisse senetleri genellikle daha güçlü reel getiriler sunuyor. Altın, genelde yüksek veya aşırı enflasyon dönemlerinde hisse senetlerine kıyasla daha iyi performans göstermiştir, ancak bu dönemler nadirdir. Altın, geçmişte hisse senetleri kadar reel getiri veya tahviller kadar düşüş riski koruması sağlamadığı için, yatırımcıların portföylerindeki ağırlığını dikkatli biçimde belirlemeleri gerekir”
