Türkiye’de son 12 yıla yayılan verilere göre, para arzı ile enflasyon arasındaki ilişkinin daha görünür olduğu dikkat çekti.
TCMB EVDS verilerinden ekonomim.com tarafından derlenen bilgilere göre, 2013 Haziran-2025 sonu dönemini kapsayan grafikte, dar ve geniş tanımlı para arzı göstergeleri ile TÜİK tüketici fiyatları endeksinin (TÜFE) uzun vadede eğiliminin benzer olduğu görüldü.
M1 para arzı, 12 yılda hızlı bir genişleme yaşarken, nakit para ve vadesiz mevduatları kapsayan M1’deki bu artış, ekonomide dolaşımdaki likiditenin belirgin şekilde yükseldiğine işaret etti. Söz konusu dönemde yüzde 4.856 oranında artan, M1’deki bu güçlü genişleme, ekonomide harcanabilir likiditenin önemli ölçüde yükseldiğine de dikkat çekti. Likiditedeki artış, fiyatlar üzerinde baskı yaratırken, enflasyonu da besleyen unsurlar arasında görülüyor.
Vadeli mevduatlar, repo işlemleri ve para piyasası fonlarını da içeren geniş tanımlı para arzı (M3) aynı dönemde benzer bir eğilimle genişledi ve sistemdeki likiditeyi yukarı taşıdı. M3 aynı dönemde yüzde 3.094 oranında büyürken, bu artışta yalnızca günlük harcamalara konu olan para değil, finansal sistemin tamamındaki toplam likiditenin genişlediği görülüyor. Bu durum, kredi hacmi ve varlık fiyatları üzerinden de enflasyonist etkileri güçlendirme yönünde izleniyor.
Aynı dönemde TÜİK tüketici fiyat endeksi (TÜFE) ya da daha genel tanımıyla “enflasyon” ise yüzde 1.485 oranında yükseldi. Enflasyondaki bu artış, para arzındaki genişlemeyle birlikte aynı seyri izledi. Özellikle 2020 sonrasında para arzındaki ivmelenmenin ardından enflasyon artışının hız kazanması, para arzı-enflasyon ilişkisinin gecikmeli etkilerine de örnek oldu.
Ekonomi teorilerine göre para arzındaki artış, enflasyon üzerinde anlık değil gecikmeli bir etki yaratıyor. Türkiye verileri de bu alanda inceleniyor.
Para arzındaki genişleme; kredi kanalı, talep artışı ve beklentiler üzerinden fiyatlar genel seviyesine zaman içinde yansırken, enflasyon, yalnızca para miktarındaki artıştan değil, artan likiditenin ekonomide hangi alanlara yöneldiğinden de etkileniyor.
M1’deki hızlı büyüme, harcanabilir likiditenin arttığı dönemlerde talep yönlü baskıların güçlendiğine işaret ederken, M3’teki genişlemeyse finansal sistemin tamamındaki likidite koşullarının gevşediğini gösteriyor. TÜFE’de de bu genişlemenin fiyatlara yansıyan sonucu izleniyor.
Para arzındaki artış tek başına enflasyonu açıklamak için yeterli olmasa da, uzun vadede fiyatlar genel seviyesiyle aynı yönlü ve ilişkili bir hareket sergilediği görülüyor.
