Türk basınında ekonomi gazeteciliğinin saygın ve güvenilir bir alan olarak kabul görmesinde imzası bulunan meslek büyüğümüz Nezih Demirkent’i, aramızdan ayrılışının 25’inci yılında gazetecilikte bıraktığı derin izlerle anıyoruz. O, yalnızca haber yazan bir gazeteci değil; ekonomiyi anlamaya, anlatmaya ve topluma aktarmaya adanmış bir meslek hayatının simgesiydi.
1969: Hürriyet Gazetesine katıldı
Genel müdürlük ve yayın yönetmenliği görevlerinde bulundu. Gazeteciliğin kurumsallaşması ve yayıncılık standartlarının yükselmesine katkı sağladı. Genç gazetecilerin yetişmesine verdiği önem ve disiplinli çalışma anlayışıyla bir “okul” niteliği kazandı. Haberde doğruluk ve güvenilirliği önceleyen yaklaşımıyla “önce doğru, sonra hızlı” ilkesini benimsedi.
1980’li yıllar Demirkent için ekonomi gazeteciliğinde yeni bir dönemin başlangıcı oldu. Sahip olduğu Dünya gazetesini ekonomi odaklı bir yayına dönüştürdü.
Gazeteciliği bir meslek olmanın ötesinde dayanışma alanı olarak gördü.
Gazeteciliği topluma karşı sorumluluk olarak gördü. Ekonomik gelişmeleri toplumun tüm kesimlerini ilgilendiren bir alan olarak ele aldı ve anlaşılır bir dille yazdı. Çok sayıda ödül aldı; gazetecilik üzerine kitaplar kaleme aldı. “Sayfa Sayfa Gazetecilik”, “Salı Yazıları” ve “Medya Medya” gibi eserleriyle mesleki deneyimini gelecek kuşaklara aktardı.
“Araştıracak, bulacak ve uygulayacaksın. Bunun için hiç durmadan çalışacaksın. Gazetecilik kısaca budur.” “Para kazanılır ama prestij asla satın alınamaz.”
50 yılı aşan meslek yaşamının önemli bölümünü ekonomi gazeteciliğine adadı ve bu alanda bir ekol oluşturdu.
11 Şubat 2001: Hayata veda etti. Ardında ilkelerine bağlı, güvenilir ve sorumlu gazeteciliği temel alan güçlü bir mesleki miras bıraktı.
Nezih Demirkent yalnızca haberin peşinden giden bir gazeteci değildi; gazeteciliğin nasıl yapılması gerektiğini de yazılarıyla sürekli sorgulayan, mesleğin kendi üzerine düşünmesini sağlayan bir ustaydı. Özellikle Salı günleri kaleme aldığı yazılarında, basının rolünü, gazetecinin sorumluluğunu ve meslek etiğini mercek altına alır; genç gazetecilere adeta bir ders niteliğinde satırlar bırakırdı.
Bu yazıların önemli bir bölümü daha sonra “Sayfa Sayfa Gazetecilik” adlı kitapta toplandı. Bu eser, yalnızca bir köşe yazıları derlemesi değil; Türk basınında gazetecilik pratiğinin, editoryal kültürün ve meslek ahlakının içeriden bir tanıklığı olarak kabul edildi. 318 sayfalık kitap, Demirkent’in hem habere hem de gazeteciliğin yapılış biçimine dair gözlemlerini bir araya getiren önemli bir başvuru kaynağına dönüştü.
Demirkent için gazetecilik yalnızca haber yazmak değildi; araştırmak, doğrulamak ve her gün yeniden öğrenmekti. Onun mesleğe bakışını özetleyen sözlerinden biri bugün hâlâ birçok gazeteci için pusula niteliğinde:
“Araştıracak, bulacak ve uygulayacaksın. Bunun için hiç durmadan çalışacaksın. Gazetecilik kısaca budur.”
Bir başka sözü ise gazeteciliğin itibar boyutuna yaptığı vurguyla hafızalara kazındı:
“Para kazanılır ama prestij asla satın alınamaz.”
Salı yazıları ve “Sayfa Sayfa Gazetecilik”, Nezih Demirkent’in yalnızca döneminin değil, sonraki kuşakların da gazetecilik anlayışını etkileyen kalıcı miraslarından biri oldu. Onun satırlarında, haberin arkasındaki emeği, editoryal titizliği ve bağımsızlık ilkesini görmek mümkündü.
