Bu yıl “Hakikatin izinde, adaletin peşinde” sözünün anmanın şiarı olarak belirlendiği etkinlik için sabah saatlerinden itibaren Halaskargazi Caddesi trafiğe kapatıldı.
23,5 Hrant Dink Hafıza Mekânı olarak kullanılan eski gazete binasına ise “Hafıza, Hakikat, Hayat, Hasret” yazılı dev bir afiş asıldı.
Saat 15.00’te başlayan törende bir araya gelen yüzlerce kişi “Hepimiz Hrant’ız, hepimiz Ermeni’yiz”, “Faşizme inat kardeşimsin Hrant”, “Buradayız Ahparig”, “Katilleri koruyan cinayete ortaktır” ve “Biz bitti demeden bu dava bitmez” sloganlarıyla adalet taleplerini yineledi.
Törende, cezaevlerinde bulunan isimlerin gönderdiği mektuplar okundu.
Geçtiğimiz hafta cezaevindeki 3 bininci gününü tamamlayan Gezi davası tutuklusu Osman Kavala’nın mektubu, karikatürist Kemal Gökhan Gürses tarafından okundu. Kavala mesajında, Agos’un 30 yıldır taze kalan nefesinin adalet arayanlar için en hakiki yol gösterici olduğunu ifade etti.
2022’den beri Bakırköy Cezaevi’nde tutuklu bulunan Çiğdem Mater’in mektubu ise yazar Gaye Boralıoğlu tarafından okundu. Mater mesajında, sessizliğin yarattığı suç ortaklığına karşı umudu koruma vurgusu yaparak “Umutsuz olmaya hakkımız yok, umutla devam edeceğiz. Bugün, o umudun acıtarak kendini anımsattığı gün. Neredeyiz? Buradayız. Hasretle buradayız. İçeride de olsak, dışarıda da, uzakta da olsak, aklımız, fikrimiz burada, o umutta.” ifadelerine yer verdi.
23 Mart’tan bu yana tutuklu bulunan Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan ve Şişli Belediye Başkan Yardımcısı Ebru Özdemir de anmaya Silivri Cezaevi’nden gönderdikleri mektuplarla katıldı. Şahan mesajında, “Her yıl öfkeye, düşmanlığa, ölüme ve savaşa inat; kardeşlik duygularıyla bir araya gelen siz değerli dostlarla birlikteyim. Seneye ben de o meydanda olacağım” ifadelerine yer verirken; Özdemir, Dink’in topluma korkunun değil, vicdanın dilini öğrettiğini belirtti.
Anma töreninde ayrıca tutuklu siyasetçiler Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’a da selam gönderildi.
Adalet çağrısının bir kez daha yükseldiği anmada, bu yılki konuşmayı Agos’un 30 yıllık emektarı, genel yayın yönetmeni yardımcısı ve görsel direktörü Leda Özber yaptı.
Konuşmasına, suikastın gerçekleştiği 19 Ocak 2007 gününü hatırlatarak başlayan Özber, o kara günün ardından Agos’u yaşatmak için bir avuç insanın verdiği mücadeleyi anlattı.
Özber, Hrant Dink’in cenaze törenindeki o tarihi kalabalığa atıfta bulunarak, “Fotoğrafçı Antoine Agoudjian’ın o gün söylediği sözler zihnimde yankılanıyor: ‘Bu kadar Türk, bir Ermeni için mi yürüyor?’ Evet Baron Hrant, sen cenaze töreninle de tabuları yıktın. On binlerce insan sessizce senin için yürüdü” dedi.
Özber, gazetenin manşetlerinin bazen toplumda büyük yankı bulduğunu, bazen ise derin bir sessizlikle karşılandığını belirterek Dink ile aralarında geçen bir diyaloğu aktardı:
“Bazen hayal kırıklığıyla ‘Biz bu gazeteyi kim için çıkarıyoruz?’ diye sorardım. O ise her defasında, ‘Bir kişi bile okusa, bir kişiye bile ulaşsam benim için önemli’ yanıtını verirdi.”
Sebat Apartmanı’nın artık “23,5 Hrant Dink Hafıza Mekânı” olarak yaşadığını hatırlatan Özber, Dink’in mirasının bir sonraki kuşağa nasıl aktarıldığını kızı Lea üzerinden şu sözlerle anlattı:
“Senin olduğu gibi korunan odanı kızımla birlikte geziyoruz. Bu mekân olmasaydı, senin barış sevdanı kızıma nasıl somutlaştırabilirdim? Şimdi her ziyaretimizde sana notlar yazıp bırakıyor; seni hiç tanımadığı bir dedesiymiş gibi özleyerek hakkında sorular soruyor.”
Konuşmasının sonunda adalet arayışına dikkat çeken Leda Özber, “Türkiye’de basın üzerindeki baskılar artarak devam ediyor. Çok sayıda gazeteci hapiste. Şunu bilmelisiniz ki; gazetecilik suç değildir” diyerek cezaevindeki gazetecilere selam gönderdi.
Özber, konuşmasını şair Zahrad’ın şu dizeleriyle noktaladı;
Siz hepiniz deniz –fırtınalı ve büyük–Ben o denizin içindeBen o denizin içinde bir yağ damlasıHülyalı –dalganın yüzeyinde–
Siz hepiniz –fırtınalı ve büyük–Deniz yüreğimin içinde
