İktisatçı Mahfi Eğilmez, “Para Arzı ile Enflasyon İlişkisi” başlıklı yazısında, “Bir yerde para arzı, enflasyon ve büyüme toplamından hızlı artıyorsa o yerde enflasyon düşmez” değerlendirmesinde bulunmuştu.
Ekonomistlerin sosyal medyada bunun üzerine başlayan enflasyonla mücadelede büyümede yavaşlama olması gerektiğine yönelik tartışmaya önemli isimler de dahil oldu.
Ekonomi gazetesi yazarlarından Prof. Dr. Fatih Özatay konuya yönelik değerlendirmesinde şunları söyledi:
“Enflasyonla mücadele büyümeden ödün vermeden olmaz” diyen arkadaşlar, ‘2002-2006 döneminde bu görüşün tam tersi yaşandığı’ belirtilince salt büyüme oranına bakmanın yanıltıcı olacağını belirtiyorlar.
“Kriz nedeniyle ekonomi dibe vurmuşsa, ekonomi potansiyel üretimi düzeyinin çok altındadır ve dolayısıyla kapasite kullanım oranı çok düşüktür” diyorlar.
Bu görüş üç noktayı atlıyor:
1. Kapasite kullanım oranı normaline doğru hızla yükseliyorken fiyat belirleme gücü olan şirketlerin kriz nedeniyle düşük tutmak zorunda kaldıkları kâr oranlarını, ortaya çıkan fırsatı kullanarak yükseltebileceklerini atlıyor.
2. Ücret pazarlığı yapanların yükselen kapasite kullanım oranı nedeniyle pazarlık güçlerinin değişmeyeceği de örtük olarak kabul edilmiş olunuyor.
3. Önemli olan ekonominin içinde bulunduğu koşullara göre bir ekonomi programı tasarlamak.
Soru şu: Mayıs 2001’de yürürlüğe konulan ekonomi programı şimdiki gibi sadece para politikasına ve bir ölçüde de maliye politikasına dayansaydı, enflasyon keskin biçimde düşerken ekonomi potansiyel büyüme oranını o kadar kısa (2003 sonu) sürede yakalar mıydı?”
“Enflasyonla mücadele büyümeden ödün vermeden olmaz” diyen arkadaşlar, ‘2002-2006 döneminde bu görüşün tam tersi yaşandığı’ belirtilince salt büyüme oranına bakmanın yanıltıcı olacağını belirtiyorlar.”Kriz nedeniyle ekonomi dibe vurmuşsa, ekonomi potansiyel üretimi düzeyinin çok… pic.twitter.com/g0oTDWQaxQ
Özatay, bugünkü köşe yazısında da bu konuya değinmeye devam etti.
Prof. Dr. Ali Hakan Kara, “Enflasyonla mücadele büyümenin yavaşlamasını gerektirir mi tartışmasına katkı:
– Bu sorunun yanıtı programın güvenilirliğine bağlıdır.
– Güven ve beklentiler çok yavaş iyileşiyorsa büyümede düşüş kaçınılmazdır.
– Mevcut programın 2001 sonrasındaki süreçten temel farkı budur” dedi.
Enflasyonla mücadele büyümenin yavaşlamasını gerektirir mi tartışmasına katkı:- Bu sorunun yanıtı programın güvenilirliğine bağlıdır.- Güven ve beklentiler çok yavaş iyileşiyorsa büyümede düşüş kaçınılmazdır.- Mevcut programın 2001 sonrasındaki süreçten temel farkı budur.
Prof. Dr. Ensar Yılmaz da konuya Özatay’ın paylaşımlarıyla dahil oldu. Yılmaz, değerlendirmesinde, “Fatih hocanın burada söylediklerine, yani 2002-2006 döneminde, bugünün tersine enflasyon düşerken büyüme olmasına dair; süreçler, aktör davranışları, anlatılar, çıpalar, kurumsal yapı birbirinden çok farklıydı” diyerek şu maddeleri sıraladı
i. Örneğin ilk periyotta AB ve IMF gibi çıpalar bugün öyle yok bu üretim arzını ve beklentileri etkiledi
ii. Firma davranışları bu kadar baskın değildi (tekelleşme bugün daha fazla)
iii. İlk periyotta kurumlar iyileşirken, şimdi birçok açıdan kurumsal yapılar (iktisadi ve hukuki kurumlar) çöktü
iv. Şimdi yüksek enflasyon rejiminin dinamikleri daha yapışkan (özellikle sektörel kompozisyonun hizmete kaymasıyla)
v. Eskiye kıyasla daha kötü bir servet/gelir dağılımına sahibiz (fiyatlamayı ve para politikasının etkinliğini etkiliyor)
vi. 2001 krizi ile ciddi bir daralma ve işsizlik oluşmuştu, sonra büyümek daha kolay oldu
vii. İlk dönemde global likidite akışı döviz kurunu değerli hale getirmişti ve
viii. İlk dönemde Çin etkisi enflasyon üzerinde çok daha aşağı yönlüydü.”
Fatih hocanın burada söylediklerine,yani 2002-2006 döneminde, bugünün tersine enflasyon düşerken büyüme olmasına dair; süreçler, aktör davranışları, anlatılar,çıpalar, kurumsal yapı birbirinden çok farklıydı:i.Örneğin ilk periyotta AB ve IMF gibi çıpalar bugün öyle yok+ https://t.co/izNnGGlpzN
