Sepet kurun 2025’te reel olarak yüzde 30’a yakın değer yitirdiğine işaret eden Ağaoğlu, 2026 yılı için ise TL’ye karşı her ay yaklaşık yüzde 1,7 değer kaybı öngördüğünü söyledi. Ağaoğlu, kredi tarafında gevşeme beklemediğini, faizler düşse de erişim sıkıntısının süreceği tahmininde bulundu. Ali Ağaoğlu uluslararası piyasalara ilişkin değerlendirmesinde de, altın ve gümüşte yeni rekorlar için zemin bulunduğunu kaydetti. Hakan Güldağ da ticari kredi faizlerinde düşüş yaşanmakla birlikte yıl geneli için beklenen oranların, yatırım yapmak için uygun seviyeler olarak görünmediğine işaret etti.
Ağaoğlu: Geçen hafta 2026 beklentilerinde dünyayı konuştuk. Bu hafta Türkiye’yi konuşalım…
Güldağ: Kayseri’deydim geçen gün. Bu yılın başında yine Kayseri’deyken, “nisan bilemedin mayısta işler açılır” havası hakimdi. Araya 19 Mart girdi, işler uzadı. Şimdi insanlar, ‘bu koşullar hemen değişmez, bu süreçte kendim ne yapabilirim’ diye bakıyor. Kayseri Ticaret Odası Başkanı Ömer Gülsoy, “Yakınmayın yekinin” diyor. “Şikayeti bırakın, herkes kendi işine gücüne odaklansın” anlamında. Doğru, çünkü 2026 bir nevi 2025’in devamı olacak. Mesela kur cephesinden ihracata önemli bir destek gelmeyecek. Vergi afl arı, stok afları yok. Yine de “2026, 2025’den daha kötü olmaz” beklentisi hakim görüş.
Ağaoğlu: 2026’da büyüme, enfl asyon, faizde beklentiler ne?
Güldağ: 2026 için beklentiler birbirine yaklaştı. Bir, Merkez Bankası politika faizi yıl sonunda 28’e geriler beklentisi var. Enfl asyon beklentileri ise 25 civarında. 25’in altı olur, üstü değil görüşü hakim. Ama bu aslında kredi faizleri yüksek kalacak demektir. Şu anda haftalık repo faizi olarak belirlenen politika faizi 38 ama bileşik faizi 46 ise, sene sonunda politika faizi 28’e inse bile kredi faizleri 32-33 olacaktır. Kredi faizinde yıl ortalaması 40’ın biraz altında gerçekleşir bu durumda.
Ağaoğlu: 2026’da politika faizinin 1000 baz puan ineceği tahminimi bir süredir paylaşıyorum.
Güldağ: Zaten ilk söyleyenlerden biri sendin. Demek ki, kredi faizi, gerilemesine rağmen 2026’da yatırım yapmak için hala yüksek olacak. Kredi alıp tüketmek için de. Bankacılar, faiz aylık 2,20’nin altına sarkmadan kredilerde fazla bir hareketlenme beklemiyor. Şu sıra 3,80’de.
Ağaoğlu: Dezenfl asyon programı çok yavaş gidiyor. Para ve kur politikası olarak yoruldu. Güçlü bir destek de gelmeyince, “Biz nasıl idare-i maslahat devam ederiz” düşüncesi herkese sari oldu.
Güldağ: Bu kötü bir gelişme. Mevcut sıkı para politikasının yorulduğu doğru ama öte yandan bazı makro dengeler de oluşmaya başladı. Mesela cari açık tarafında çok endişelenecek bir taraf yok. Bu yılı 22-23 milyar dolar açık ile bitiririz. Net hata noksan ile birlikte bakarsan, 30 milyar dolar açık olur. 2026’da benzer bir açık oluşur. Korkutucu değil yani. Borçlanmada da, işler 2025’ten daha iyi gider. Amerika ile arayı düzelttikçe CDS’ler düşüyor. 210’lara geldi. Faiz de düşecek. Büyüme bu yıl gibi 3,5-4 aralığında olur. Tabii kalitesi yine düşük, ihracatın katkısı az olur.
Ağaoğlu: Büyümede 3,5-4’leri fazla iyimser buluyorum. Savunma sanayisinden gelecek büyüme bütün bir ekonomiye yansımıyor, dengesiz oluyor ve genele yayılmıyor. Öte yandan kredi tarafında da hiçbir gevşeme beklemiyorum. Ayrıca faizler düşse bile krediye ulaşamadığım sürece…
Güldağ: Paraya, krediye ulaşamamaktan ziyade karsızlık sorunu ön planda iş dünyasında.
Ağaoğlu: Ekonomiyi pozitif etkileyen gelişmeler olursa, mesela benim yıl sonu enfl asyon tahminim 22, piyasadan daha iyimserim, o zaman faiz indirimleri de farklı olur, kurdaki seyir de…
Güldağ: Ne olur kurlar? Bankacılar, “aydan aya değişir ama dolar, 3 ayda bir 2,5 lira değer kazanır” diye hesaplayın diyor. Yıl sonu 52-53 lira. Euro ise 64-65 lira. Euro, dolara karşı daha iyi bir performans sergileyecek gibi…
Ağaoğlu: Paritede yüksek seviyeler 1,2250-1,25 bandında görülebilir. TL’ye karşı ise her ay yaklaşık yüzde 1,70’lik sepet değer kaybı öngörüyorum. Enfl asyon ve kur kaybı birbirine denk olur. 2025’te sepet kur 29,70 değer kaybetti. 2026 benzer bir yıl olur.
Güldağ: Euro’daki artış yüzde 36 ile enfl asyonun üzerinde. Devam ederse, bu hem ihracatçımız hem de turizmcimiz için iyi haber. 2026 için dileğin ne olur?
Ağaoğlu: Tek bir şeye bakıyorum: Türk pasaportunun dünya üzerindeki itibarı ve değerine… Her yere sorunsuz seyahat edebildiğimiz bir yıl diliyorum.
Güldağ: Altın ve gümüşü biz Şans Sohbetleri’ne başladığımızdan bu yana hep konu ettik. Hiç atlamadık. Şimdi iyiden iyiye önemli ve dikkat çeker hale geldi. 2026’da beklentilerin nedir?
Ağoğlu: Gümüşle başlayalım.
Güldağ: İyi olur, yeni rekorlar var. Yıllık yükseliş yüzde 200’ü geçti. Sen de hep gümüş altından daha iyi performans gösterecek deyip durdun. Ne oluyor?
Ağaoğlu: Küresel borçlanma problemi… Geçen sohbetimizde de paylaşmıştım. Bana göre 2026’da ama asıl 2027’de hissedilecek; fakat tartışması 2026’da ağırlıklı olacak. Yeni atanacak Fed başkanı ile birlikte Amerika’daki faizlerin aşağı inmesi, borçluluğun sürdürülebilmesi ile ilgili soru işaretleri… Ama o borçluluğa karşın, sentetik olarak düşürülen faizler… Altın gibi gümüşü de etkiliyor. Ancak gümüşte özel bir durum daha var.
Güldağ: Hindistan’ın para birimini gümüşe bağlayacak olması mı etkili oluyor?
Ağaoğlu: O da var ama esas değil. O işin tevatür kısmı ve tali sebep. Ana neden Çin. Hindistan değil. Londra Metal Borsası dahil Çin metal borsalarını kontrol ediyor. Çin’de ise dolarla değil, yuan ile fi yatlanıyor. Özellikle fi ziki gümüşte… Çin bütün dünyadan fi ziki gümüş talep ediyor. Nisan–Mayıs aylarında Çin’in Türkiye’den de ciddi bir fi ziki gümüş talebi olmuş. Şimdi fi ziki gümüş talebi sürüyor ve şu anda Çin’deki gümüş fi yatıyla batıdaki gümüş fi yatı arasında ciddi bir fark var. Batı’da 74-75 dolarken, Çin’de onsu 81 dolara çıktı.
Güldağ: Bu gidişle gümüş için yaptığın 90 dolar tahminin gerçekleşmesi uzak değil.
Ağaoğlu: Sadece gümüş değil ki… Metaller hareketlendi. Bakır da yukarıda. Birincisi, zaten Çin’den gelen fi yatlamayla ilgili bir problem var. Çin’de defl asyon var, kapasite fazlası, aşırı kapasite var…
Güldağ: O zaman nasıl oluyor da bakır, gümüş hatta altın gibi yüksek fi yatlanıyor?
Ağaoğlu: Çin’deki şirketlerin servet saklama araçlarından biri bakır. Bizde halkımızın altın tutması gibi, Çinli şirketler, sadece sanayi şirketleri de değil, hammadde stoğu olarak değil, bayağı yatırım aracı, servet saklama aracı olarak işlem görüyor. Dolayısıyla Çin’den gelen bir fi yatlama baskısı var. Daha da garibi, bu fi yatlama baskısı neden sürüyor diye baktığımda Çin’in altın ve değerli metallerle ilgili yaptığı düzenlemeler devreye giriyor. Altının ticaretini sadece Çin’in içinde yapmaya zorluyor. O yüzden Çin’deki fi yatlama batıyı etkilemeye başladı. Eskiden Batı, Doğu’ya fi yat veriyordu; şimdi Doğu fi yatı Batı fi yatını etkiler duruma geldi. Ve önümüzdeki yılda ve yıllarda biz bunu çok daha fazla dinleyeceğiz. Çünkü arbitraj imkânı yok. Doğu ile Batı piyasalar arası geçişkenliğin de azaldığı bu durumda, yeni rekorlar beklenebilir. Zemin uygun çünkü.
Güldağ: Çin’in SWIFT’e alternatif bir ödeme sistemi kurma girişimleri de altın ve bir alternatif olarak gümüşü de etkiliyor görünüyor. Onu da ele alalım ayrıca…
