2025 yılında yükselişleriyle ilgili-ilgisiz herkesi şaşırtan altın ve gümüş, 2026 yılında da bu tavrını bozmadı. Öncelikle yükselişin nedenlerine bakarsak, aslında masada çok da yeni bir başlık yok; ABD Merkez Bankası’ndan (Fed) gelecek faiz indirim sürecine yönelik beklentiler, küresel merkez bankalarının altın alımları, yatırım fonlarına güçlü girişler, ticaret savaşlarına yönelik gelişmeler ve bir türlü düşmeyen jeopolitik tansiyon… Ayrıca, tüketiminin yarıdan fazlasının endüstriyel amaçlarla kullanılması özelliğiyle altından ayrışan gümüş fiyatlarını, ülkelerin özellikle yenilenebilir enerjilerle ilgili kararları da pozitif etkiliyor.
Öte yandan, ABD ekonomisine yönelik endişelerle 4 ayın en düşük seviyesine gerileyen dolar endeksi, ters korelasyon içinde olduğu değerli metalleri destekliyor.
Peki, altın ve gümüş fiyatlarında yaşanan bu ralli nereye kadar devam edecek? Bu sorunun cevabına bakmadan önce biraz rakam konuşalım.. Yıl başından bu yana, yani 19 işlem gününde (saat 11.30 itibarıyla), ons altın yüzde 23, gram altın yüzde 24, ons gümüş yüzde 61, gram gümüş yüzde 64 değer kazandı.
Değerli metallerin 2025 karnelerine bakarsak da, ons altın yatırımcısına yüzde 66 kazandırırken; fiyatı ons altın ve dolar kuruna göre hesaplanan gram altın yüzde 102 prim yaptı. Geçen yıl altını tahtından eden gümüş, ons bazında yüzde 164; gram bazında ise yüzde 206 artış sağladı.
Uzmanlar, altın ve gümüşte ana ana resmin yukarı yönlü olduğuna dikkat çekerken; 2025 Eylül ayından bu yana güçlü bir yükseliş sergileyen ve neredeyse hiç düzeltme yapmayan fiyatlarda, sert bir geri çekilme bekleyen uzman ve kurumların sayısı hiç de az değil. Olası bir kâr realizasyonu halinde, yatırımcıların sakin kalmaya çalışmasının can kurtarıcı olabileceğini söyleyen piyasa aktörleri, düşüşlerin alım fırsatı yaratabileceğini değerlendiriyor.
Fed’in, para politikasını belirleyen Federal Açık Piyasa Komitesi’nin (FOMC) iki günlük toplantısı bugün sona eriyor ve Fed faiz kararını TSİ 22:00’de açıklayacak. Piyasalarda, Fed’in faiz oranlarında değişikliğe gitmeyeceği beklentisi öne çıkarken; iletişimi yön belirleyici olacak. Fed Başkanı Jerome Powell’ın basın toplantısının ise, 22:30’da başlaması bekleniyor. Powell’ın konuşmasında, olası faiz indiriminin zamanlamasına ilişkin ipuçları aranacak.
Piyasalar güvercin bir Fed ile karşılaşırsa değerli metallerde yükseliş, şahin bir Fed ile karşılaşırsa negatif bir seyir yaşanması beklenirken; piyasalardaki fiyatlamaların anlık dalgalanmalar şeklinde oluşacağı öngörülüyor.
Fed, 2025 yılına yüzde 4,25-4,50 faiz aralığıyla girmişti. Yılın ilk faiz indirimi, eylül ayında 25 baz puan ile gelirken; bunu ekim ayındaki 25 baz puanlık bir indirim daha takip etmişti. Fed, 2025 yılının son toplantısında ise, faizde 25 baz puanlık bir indirim kararı aldı ve ABD’de politika faizi aralığı yüzde 3,50-3,75 seviyesine geriledi. 2025 yılında toplam üç faiz indirimi yapan Fed, böylelikle faizleri 75 baz puan aşağı çekmiş oldu.
Öte yandan, ekonomik göstergelerin yanı sıra siyaset cephesinden gelen açıklamalar, yıl boyunca Fed üzerinde baskı yaratan bir atmosfer oluşmasına sebep oldu; ABD Başkanı Donald Trump’ın, başkanlık koltuğuna oturduğu ilk zamanlardan bu yana Powell’a faiz indirimleri konusunda baskı yapıp, görevden almakla tehdit etmesi piyasa fiyatlamalarını değiştirdi.
Ayrıca yatırımcılar, mayıs ayında başkanlık görev süresi dolacak olan Powell’ın yerine gelecek isme dair, Beyaz Saray’dan yapılacak açıklamayı yakından takip ediyor.
Geçen yıldan bu yana küresel piyasaların gündeminde; jeopolitik gerginlikler, Fed’in faiz indirimlerine yönelik beklentiler ve Trump yönetiminin uygulamaya koyduğu ek gümrük vergileri yer alırken; yeni yılla birlikte altın ve gümüş fiyatlarında oldukça hızlı bir yükseliş gördük. Öte yandan, Fed’in faiz kararı ve piyasalara verilecek mesajlar ile ay sonu itibarıyla vadeli piyasalarda kontrat işlemlerinin sona ermesi, spekülatif hareketlere zemin hazırlayabilir.
Altın ve gümüşte bugünkü seviyeleri biz mayıs ayında bekliyorduk ve son günlerde görülen sert fiyat hareketlerinin, büyük ölçüde haber akışının etkisiyle oluşan spekülatif yükselişler olduğunu düşünüyorum. Ons altında 5.000 dolar seviyesi kritik bir eşik olarak öne çıkıyor. Bu seviyenin üzerinde, kısa vadeli bir düzeltme görülebilir; ancak fiyatların sert şekilde geri çekileceğini düşünmüyorum. Altında yükseliş trendinin devam edeceğini beklerken; her düşüş yeni bir yükselişin habercisi olacaktır ve alım için fırsat yaratacaktır.
Ons altın 2–3 ay içinde 5.300 dolar, yıl sonunda ise 6.000 dolar seviyesine çıkabilir. Altında sert düşüş beklemiyorum; geri çekilmelerde 4.950 dolar seviyesine kadar değer kaybedebilir.
Gram altın, nisan ayında 8.000 TL seviyelerini görebilir; yaz aylarında ise daha yatay bir seyir olabilir. Eylül–ekim döneminde, gram altının 9.000 TL seviyelerine ulaşması, daha iyimser senaryolarda 9.500–10.000 TL bandının gündeme gelmesi mümkün. Olası bir düzeltmede, gram altın 6.850–6.900 TL seviyelerine kadar düşebilir.
Ons gümüşte yakın vadede 113–115 dolar bandı öne çıkarken, düzeltme senaryosunda 88 dolara kadar geri çekilme yaşanabilir. Gram gümüş ise, yıl içinde 150 TL seviyelerine çıkabilir; olası gerilemelerde 120 TL kritik. Gümüşte ilk yarı güçlü, ikinci yarıda ise geri çekilmeler yaşanabilir.
Küresel emtia piyasaları “paradan kaçış” temasını son dönemde oldukça sert ve kararlı bir şekilde fiyatlamakta. İçinde bulunduğumuz finansal iklimde, jeopolitik risklerin yanında, yapısal olarak yüksek borçluluk oranları, kronikleşen bütçe açıkları ve para politikaları üzerinde her geçen gün artan siyasi baskı mevcut. Bu makroekonomik tablo, yatırımcıları arzı sınırlı ve temerrüt riski taşımayan reel varlıklara yöneltiyor.
Merkez bankalarının, özellikle ABD Hazine tahvillerinden uzaklaşarak gerçekleştirdiği ısrarlı rezerv çeşitlendirmesi, bu sürecin en somut işaret fişeği oldu. Daha sonra talebin genele yayılarak fiziki ve kaydi olarak arttığına şahit olduk. Bu stratejik yönelim, altını herkes için sadece döngüsel bir enflasyon koruması olmaktan çıkardı ve küresel rezerv varlık hiyerarşisinde çok daha üst sıralara taşıdı. Dünya Altın Konseyi (WGC) verilerine göre, 2025’in 3. çeyreğinde altına olan nihai talebin %41’i yatırım (fiziki ve kaydi) kaynaklıydı. Mücevherat talebi %28 ile ikinci sırada gelirken, sanayi kullanımı sadece %6 ile marjinal bir seviyede kaldı.
Piyasadaki ana motivasyonun kısa vadeli enflasyon oynaklığından ziyade; reel satın alma gücünün erimesi ve itibari paraya (fiat) duyulan güvenin kademeli kaybı olduğu görüşündeyiz. Söz konusu dinamik, altın fiyatları için önceki döngülere kıyasla yapısal olarak daha yüksek bir taban fiyat oluşumunu beraberinde getirecektir. Baskılanmış kısa vadeli faizler, gümrük tarifeleri, yaptırım riskleri ve bölgesel çatışmalar; altını portföylerde dayanıklılık sağlayan bir “ana sigorta” konumuna soktu.
Gümüş özelinde ise hikâye, endüstriyel dinamiklerle birleşerek derinleşmekte. Enerji dönüşümü ve elektrifikasyon döngüsü (güneş enerjisi, elektrikli araçlar, şebeke altyapıları ve veri merkezleri), piyasada yapısal bir talep oluşumunu beraberinde getirdi. Bu durum gümüşte, hem itibari paranın değer kaybına hem de küresel yeşil yatırım kıtlığına duyarlı, yüksek betalı stratejik bir kimlik oluşturdu.
Küresel sistem, mevcut borç yükünü çevirebilmek adına para arzını genişletmeye ve politika faizlerini enflasyondan kopuk belirlemeye devam ettiği müddetçe; altın ve gümüşün orta ve uzun vadeli yükseliş trendi korunacaktır. Ancak kısa vadeli piyasa katılımcıları için, gelinen fiyat seviyeleri ve artan volatilite, risk yönetimi disiplinini elzem kılmaktadır. Bu aşamada portföy ağırlıkları yeniden dengelenmeli; zarar kes (stop-loss) emirleri veya türev piyasalar üzerinden satım (put) opsiyonları kullanılarak, elde edilen kazançlar stratejik olarak koruma altına alınmalıdır.
Altın ve gümüş fiyatlarındaki önlenemez yükselişini tetikleyen faktörlere baktığımızda, şu anda bunların hepsinin halen varlığını sürdürdüğünü görüyoruz ve öyle tahmin ediyorum ki 2026 yılı boyunca da bu durum devam edecek.
Bugün Fed’in beklenildiği gibi faizi değiştirmemesi ve karar metni, altın ve gümüş fiyatlamalarını çok etkilemeyecektir. Fakat ne zaman ki Fed Başkanı Powell’ın basın toplantısındaki soru-cevap kısmı başlar, işte o zaman oynaklıkların artacağını ve fiyat dalgalanmaları yaşayacağımızı düşünüyorum. Yatırımcılar hiçbir şey yapmadan bu toplantıyı izleyecek olsalar, yükselişi kaçırdık diye üzülmesinler çünkü yılın genelinde yeni yükselişler gelecektir; düşüş olduğu zaman da portföyüm değer kaybetti diye üzülmesinler; çünkü yeniden düşüşten toparlanmalar gelecektir. Dolayısıyla Fed toplantısına göre, pozisyon almak tamamen risk algısına dayanan bir karar olacak.
Ons altın fiyatında artık yeni hedef 5400 dolar, ons gümüş fiyatında da yeni hedef 130 dolar olarak görüyorum. Şu andaki güncel fiyatlardan olası aşağıya çekilmeler ana trendin kırıldığına dair bir işaret verecek güçte olmayacaktır diye düşünüyorum.
